31 Aralık 2012 Pazartesi

Bir acayip Mutlu Yıllar . 2013 .

// HEPİNİZE MUTLU YILLAR !
. 2013 .

Hayat bir acayip: 2012'de Maya'lılar bile ters köşeye yattı... Demek ki o kadar kolay değil; her şeyin bir dengesi, yörüngesi var... Görülüyor ki: "Taş attım bir kuyuya" hadi bakalım mantığı pek tutmuyor... Demek ki, o kadar da ciddiye almamak lazım; hayatı vs... Ülkede de iyi şeyler olmuyor hani: Bir yanın yeni yılı çocuk gibi kutlamak istiyor, diğer yanın seni frenliyor çünkü aklına ODTÜ geliyor, yasaklar, yasaklanmalar, savaş çığırtkanlıkları, cehalet, yobazlık, haksızlıklar hukuksuzluklar geliyor... Her yerde de böyle aslında... 
İşte böyle acayip bir yılı bitiriyor ve bu gece bir yenisine başlıyor güzel dünyamız...

Neyse uzun lafın kısası; bireysel olarak yapabileceklerimiz var en azından;  2013'de güzel enerji salgılayın ki, dönsün dolaşsın bulsun sizi, sarsın bi şey... 
Siz de güzel güzel, mutlu mutlu yaşayın...
Hepinize Mutlu Yıllar !



4 Aralık 2012 Salı

WHATEVER I AM NOT AN ARTIST ! . bubirkitschen etkinligidir





“WHATEVER I’M NOT AN ARTIST!”
-Kitschen Güncel Sanat İnisiyatifi-


'Whatever I'm not an artist!' tümcesi 2008 yılında Akdeniz ve Avrupa birliği ülkelerinden, tamamı sanat dışında profesyonlara sahip ve daha önce plastik malzemeyle hiç tanışmamış katılımcılardan oluşan bir tasarım çalıştayında ortaya atıldı. Katılımcılar kendilerine verilen bir günlük süre içinde yabancı oldukları bir alanda üretim yapmaya teşvik edildiler, doğal olarak primitif  limitleri olabildiğince zorlanmış öte yandan çok farklı bakış açıları ve deneyimler barındıran üretimler ve çizimler ortaya çıktı. Çalışmalarla ilgili kritik verilen yoğun tartışma süreçlerinin sonunda Lübnan'lı bir öğrenci, bir çok denemeden sonra küçük bir kağıda anlamsız bir biçim karalayarak altına yine el yazısı harflerle 'Whatever I'm not an artist!' sloganını yazdı. Buna bir slogan denebilirdi; çünkü altında umutsuz bir dışavurum ve yüksek sesli bir söylem bulunmaktaydı. Bu slogan aslında sanatçı olmamanın getirdiği anlık bir ferahlık, herkesin uğraşı olabilecek herhangi bir mesleğe sığınma çabası ve zaten yapamamanın verdiği sorumluluk duygusundan kaçıştı…

Kitschen Güncel Sanat İnisiyatifi de, “Whatever I’m not an artist!” söylemi üzerinden hareket ederek günümüzdeki sanatçı algısını, sanatçının ne’liğini, kimliğini, etkinliğini, alanını, sınırlarını ve kapsayıcılığını gerçekleştirecekleri sergi ile farklı disiplinlerde üretilmiş işler üzerinden tartışmaya açıyor. Sergi, söylemin anlamsal olarak yarattığı eleştiri mekanizmasını devre dışı bırakabilme özelliğine sığınarak kendisine geniş ve rahat bir yapıp etme alanı yaratırken, diğer yandan da söylemin doğurduğu yeni bir önermenin sorumluluk ve yükünü taşımaktadır. Bu ironik durum, serginin merkez odağını oluşturmakta ve anlamın sınırlarını zorlamaktadır.

Fırat Engin, Ekin Kılıç ve Elif Varol Ergen' den oluşan Kitschen Güncel Sanat inisiyatifinin sergisi, "Torun"da 14 Aralık / 5 Ocak arasında görülebilecektir.
Adres: Ballıbaba Sokak No: 52 Küçükesat \ Ankara 
http://torun-web.com


Aralık Frekansı 95.8



// Max fm // 

Aralık ayı geldi, Ankara'ya ilk kar bugün düştü... 
Hepimizi sert bir mevsim bekliyor; Ankara'nın grisi, tıkalı yollar, kapalı havalar, ısınmak bir dert, yemek içmek ayrı bir dert, hasta olmak an meselesi vb. bir sürü sıkıntı...

Ama tüm bu olumsuzluklara rağmen bana kalırsa yılın en güzel ayı Aralık... geçen yıl Aralık üzerine bir yazı yazmıştım, (o yazı) o yazıda ne yazdıysam hala geçerli. 

...Aralık özel ve güzeldir...

Aralık ayını özel ve güzel kılan olaylardan birisi de, bana kalırsa yeni bir yıla başlayacak olmanın heyecanı ve bu heyecanı paylaşmanın ve yaşatmanın mutluluğu...

bu mutluluğu ne şanslıyız ki Ankara'lılar olarak Max fm ile yaşayabiliyoruz...  Max fm, bu Aralık ayında da daha önceki yıllardaki gibi özel ve güzel bir yayın hazırlayarak olumsuzluklarımızı bir kenara bırakabilmemize yardımcı oluyor ve Aralık ayını sıcak şarap tadında yaşamamızı sağlıyor...

Ankara'da işte bu yüzden kış başka güzel, yeni yıl bir ayrı keyifli... çünkü Ankara'nın Max Fm'i var...

... Teşekkürler Maxfm ...
frekans belli: 95.8



22 Kasım 2012 Perşembe

16 Kasım 2012 Cuma

@CONTEMPORARY İSTANBUL


// 22 - 25 Kasım 2012 tarihleri arasında Contemporary İstanbul'da, ArtON Galeri Standında (IKM107) görüşmek dileğiyle...

17 Ekim 2012 Çarşamba

Face'e düşenler - III

Face'de bugün duvarıma düştü...  taze taze ! 
gruplaşmak - birlikten kuvvet doğurmak vs. konular bu aralar gündemimiz...
 sıkı bir motivasyon için, buyurun bizden size :



13 Eylül 2012 Perşembe

peugeot505 pimped by Elif Varol Ergen


// PEUGEOT 505 . 1987 . 2000 cc. 

dün itibariyle ansızın pimplendi...

sanatçı: Elif VAROL ERGEN  

şanslı araç sahibi: Fırat Engin :P
____________________________________________________

11 Eylül 2012 Salı

TEMAS VE TAHAMMÜL



“TEMAS VE TAHAMMÜL” / 24.09.12 – 08.10.12

21. yy’da ülkelerin ve kentlerin giderek daha fazla kozmopolit bir yapı içerisine büründükleri günümüzde, çok uluslu kentlerin sayıları hızla artmaktadır. Diğer yandan bir ulus içinde, farklı ırk ve dinden çok fazla sayıda  insanın olduğu düşünülünce; bu farklılık ve çeşitliliklerin, gündelik hayatın akışı kapsamında birbirleriyle sürekli ilişki içerisinde olmaları, zaman zaman da frekansı yüksek, gerilim dolu anlara tanıklık etmektedir. Bu anlar, siyasi ve iktisadi dayatmaların bir ürünü olarak düşünülebileceği gibi, uluslararası rekabet ve küresel ekonomik pazarların hesaplaşmalarının bir ürünü olarak  tezahür edebilmektedir.

Günümüzde farklı ve zenginleşmiş kültürel yapıların bir arada yaşandığı kentlerde; sanatçıların bilinçli ya da bilinçsiz olarak hem farkındalık oluşturdukları, hem de sağduyuya dikkat çekecek bir misyonun sorumluluğunu üstlendikleri izlenir. Bu durum, zaman zaman sanatçıların aktivist roller üstlenerek seslerini çıkarttıkları eylemlerle, zaman zaman da sanatçıların bir araya gelerek gerçekleştirdikleri etkinliklerle kendini  gösterir.

Bu türden bir etkinliği hedefleyen sanatçılar, farklılıklar üzerinden bir arada olma refleksi gösterdikleri “temas ve tahammül” sergisi ile, günümüzde çok uluslu bir yapı içerisinde bir arada temas halinde olma ve birbirine tahammül gösterebilme direncinin altını çizmekte ve bireyleri sağduyulu olmaya çağırmaktadırlar. 

Bir çağrı niteliği taşıyan “temas ve tahammül” 24.09.12  ile 08.10.12 tarihleri arasında Ankara Galeri Kara’da izlenebilecektir.
 ____________________________________________________________
Sergiye katılan sanatçılar:
Tanzer Arığ / Şevket Arık* / Burcu Büyükünal / Tansel Çeber / Serkan Demir* / Sultan Burcu Demir / Erdal Duman* / Mustafa Duymaz* / Fırat Engin** / Elif Varol Ergen** / Alper Kara / Ekin Kılıç** / Fırat Kırmızıgül / Sevtap Örgel / Selda Ertürk Özturan / Engin Sarı / Efe Solmazlar / Seza Soyluçiçek / Seval Şener / Ali Şentürk / Mehmet Ali Uysal*

*  Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi
** Kitschen Güncel Sanat İnisiyatifi

Basın Bülteni: Fırat Engin


7 Eylül 2012 Cuma

www.firatengin.com@iPhone&iPad


Bugünden itibaren kişisel web sitem www.firatengin.com adresine iPhone ve iPad cihazları üzerinden de giriş yapılabiliyor... 

Apple ve Adobe firmlarının aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı, benim gibi pek çok websitesi kullanıcısı olumsuz etkilenmeye devam etmekte, yaklaşık 4 yıldır online olarak faaliyet gösteren web adresim (www.firatengin.com) iPhone ve iPad'lerden ne yazık ki takip edilemiyordu, ben de çözümü yeni bir websitesi tasarlayarak çözdüm.

bakınız:


 


Önceden iPhone ve iPad üzerinden siteye giriş yaptığınız da yukarı solda yer alan görseldeki flash uyarısı ile karşılaşıyordunuz, şimdi ise websitesine girebiliyor ve tüm içeriğe   ulaşabiliyorsunuz...

Siteye girdiğiniz de, alışık olduğumuz tasarımın aksine, iPhone ve iPad'ler için geliştirilen yeni tasarımı le karşılaşıyorsunuz...

işte böyle bi şey...

_________________________________________________________________________

* Web sitemi kurulduğu ilk günden bugüne kadar geliştiren, updatelerini yapan, sorunlarıma çözüm bulan Serkan Sökmen'e de çok teşekkür ederim...

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Dizi-Mizi,İzi...

Dizi fanatikliği aldı başını gitti !... Herkesin 1 ya da 2 dizisi var bazılarının ise daha fazla...

Bu diziler hayatlarımızın yeni ilham perileri !... Onlarsız pek olmuyor. Bazen dönüp dönüp izlediklerim bile var... İşte son dönem takıldıklarım:

1. The Walking Dead : Tek geçerim ! Post-apokaliptik bir dizi, izlemeli - izlettirmeli. Tarihi kaydet: 14 Ekim 2012 / 3.sezon yolda !  




2. Breaking Bad :  Hayatımı sorguladığım bir baş yapıt. Bu yaz 5.sezonu geldi, gelmesine de... Ülkemizde büyük bir şiddetle uygulanan internet denetim mekanizması yüzünden ne yazık ki izleyebileceğimiz bir websitesi kalmadı... Torrent e kaldı işimiz - henüz 5. sezona başlayamadım.... 


3. The Game of Thrones : Yok böyle bir şey ! Son bölümlerde Lannister'lara bayaca bir kanım kaynadı, aslında Starkları beğenmemiz lazım di mi?, işte böyle bir şey bu dizi... 

Şiddetle önerilir: youtube'dan "Lannister's song" diye aratın ve dinleyin - pişman olmayacaksınız... Şarkıları bile var adamların ! 3. sezonu beklemedeyiz !...




4. Nip/Tuck : CNBC-e dizilerinden en Cesuru ! Türk televizyon tarihinde bu dizinin 4 sezonunun gösterilmesi bile büyük bir başarı ! şaka gibi hatta... Paylaştığım diziler arasında sezonlarını tamamlayan tek dizi. İzlemeyen varsa eğer, muhakkak ne yapsın ne etsin izlesin !... 




________________________________________________________________________________

21 Ağustos 2012 Salı

Sosyal Medya Candır !

Blog gibi özel alanları boş bırakmaya gelmez; ne de olsa iyi, kötü bir hikayeyi paylaşıyoruz buradan. 

Bu alanları taze tutmak hem blog sahibine iyi gelir, hem de takipçilere....

Konu sosyal medya (konu demek biraz sıkıntılı aslında).... Şöyle demek daha iyi gibi; bu blog girişimde sosyal medya alanlarımı paylaşmak istiyorum (kendi denetimim altında olanlar). Bu alanların herhangi birinde eğer siz de takılıyorsanız beklerim buyurun...


Kişisel web sayfam
Facebook 
Facebook
Twitter 
Blogger 
Tumblr 
Vimeo
cafedefirat
Behance


___________________

Bu aralar yeni bir sayfa üzerinde çalışıyorum, bittiğinde; www.firatengin.com iPhone ve iPad cihazlarından farklı bir formatta izlenebilecek...

öyle işte...

4 Nisan 2012 Çarşamba

Face'e düşenler - II

 Face'e düşmüş anonymous notları paylaşmaya devam... / Thank you for your understanding.....



18 Mart 2012 Pazar

çantadakiler...

// Çantada bulunmalı: "İhtiyaç halinde", derin bir nefes almak için;


"Things never are as bad as they seem so dream dream dream ... "






17 Şubat 2012 Cuma

Ankara'nın Yeni Oluşumları...

Ankara'nın son 5 yılına iyi bakmalıyız. 5 yıldır Ankara yoğun bir genç dalga hareketi ile karşı karşıya; üzerindeki ölü toprağını atıyor...

Akademisyenler, iş adamları hatta siyasiler ve kuşkusuz Ankara'lılar, bu genç hamlelere karşı sempati duymalı, destek vermeliler.

Bu oluşumlar kesinlikle suç işlemiyorlar. Onlar kentlerine sahip çıkıyor ve biraz olsun seslerini duyurmak istiyorlar. (KelleKoltukta, KÜF, Yaygara, Bubirkitschenetkinliğidir akla ilk gelenler.)

Ve işte Ankara'nın yeni oluşumları:

1. "Gerçek Kötüler" (Galeri Kara'da gerçekleştirdikleri sergi ile Ankara'nın durgun suyuna bir taş da onlar attı, çok da iyi oldu. Dinamik bir kadroya sahip olan Gerçek Kötüler çoktan takip listemize girdi...)

2. "Yumuşak G" (Merakla izliyoruz; sokakları etiketlediler, partiler düzenlediler...)

3. "Avareler" (onlara memur kenti Ankara'da yeni bir gerilla oluşumu diyebiliriz; cesaretleri ile kamusal alana sızıyor, müdahalelerde bulunuyorlar... İşaretlemeler yapıp, bizlere bir şeyler söylemek istiyor gibiler: Belli ki çığlık atmak istiyorlar. Düzene, sisteme, dayatılan yaşam tarzlarına karşı ÇIĞLIĞI duymak da herkese iyi geliyor... ) 

________________________________________________________________


24 Ocak 2012 Salı

SESSİZLİK....

Bugün 24 Ocak 2012. Tam 19 sene önce bugün Uğur Mumcu aramızdan ayrıldı....

Cumhuriyet gazetesi hariç, diğer tüm büyük medya kuruluşlarına ait gazetelerde ise, en ufak bir anma haberi yok. Sessizliklerini korumaya devam ediyorlar.


Atatürk Cumhuriyet'ine ve değerlerine SANSÜR uygulanıyor....


24 Ocak tarihli saat 11:11 itibari ile linkler:


10 Ocak 2012 Salı

KELLE KOLTUKTA, Bir Ankara'lı inisiyatif aynı zamanda Kreatif

Ankara'nın, kültür sanat alanındaki son 5 yılını çok değerli buluyorum. Gençlerin sahip çıktığı bir Ankara sonunda hayal değil. Bizim de artık inisiyatiflerimiz var !
Peki nedir bu inisiyatif olayı ? Kimlerden oluşur ?
Güzel Sanatlar Fakültelerinin Resim - Heykel bölümlerinde okutulan ve Norbert Lynton’ın yazdığı meşhur "Modern Sanatın Öyküsü" adlı kitapta, 20. yy. sanatının en radikal örneklerine göz gezdirirken fark ettiğim ve çok radikal bulduğum olaylardan biri, DIE BRUCKE (köprü)’dür. Die Brucke, 1905'te Dresden'de, ressam Ernst Ludwig Kirchner ve arkadaşları tarafından ortak bir amaç altında toplanılarak kurulmuştur. Bildiğim kadarıyla bir amaç, dert, tasa uğruna bir araya gelinen, ortak değerler üzerinden iş üreten ve bunu bir başlık altında toplayan ilk sanat grubudur (inisiyatiflerin tohumu). Bu grubun karşı çıktığı ve altını çizmeye çalıştığı değerler, modern sanat açısından son derece önemli hamleler olarak görülmektedir. Die Brucke'in önemi, sanat yapıtının yüceliğine, asilliğine karşı ilkel bir anlayışla, daha çok yaşamla ilintili yeni plastik değerler önermesi ve sanat yapıtını sorgulamasının ötesinde, zamanın gençlerini nasıl tetiklediği ve bir araya getirdiği gerçeğini vurgulamasındadır. Kitapta, Kirchner'in gençleri motive edecek, yaratıcı arzularını tetikleyecek bir bildiriyi de kaleme aldığını görürüz:
Kirchner, "ilerlemeye, sezgili ve yaratıcı bir yeni kuşağa inandığımız için, bütün gençleri birleşmeye çağırıyoruz. Geleceğin kurucusu olan biz gençler, eski yerleşmiş güçlere karşı yaşama ve çalışma özgürlüğü istiyoruz. Doğrudan doğruya ve ikiyüzlülüğe kapılmadan içindeki yaratma gücünü duyan herkes aramıza katılabilir." (Modern Sanatın Öyküsü, Lynton, 35)
Die Brücke Manifestosu, Tahta kalıp, 1906
Demek ki "inisiyatif”; Kirchner ve arkadaşları gibi, ortak bir manifesto - dert - tasa altında, bir başlıkta toplanan grupları temsil etmekte ve daha çok kalıbına sığmayan, kendini ifade etmek isteyen ve işi anarşi ile değil, sanatla yapmaya çalışan gençlerden oluşmaktadır.
İnisiyatiflerin tarihi, bu yazıda anlatmak istediğim ve tam olarak da hakim olduğum bir konu değil. Ancak derdimi özelleştirirken, bu inisiyatif olgusunun bizim coğrafyamızdaki ve günümüzdeki konumunu da deneyimlerimle paylaşmak istiyorum: Günümüzde inisiyatifler, özellikle iktidarların ve sosyo-ekonomik, traji-demokratik sistemlerin bizlere dayattığı yaşam tarzında bir haykırış, çığlık olarak algılanmalıdır: Bazen bu çığlık feminizm ve kadın hakları alanında (bknz. Guerrilla Girls'de olduğu gibi) kendini göstermekte, bazen de aynı İstanbul'da olduğu gibi sanat piyasasını, vaaz edilen sanat yasalarını yerinden etmek, eleştirmek üzere gerçekleştirilen bir takım eylemlerle gerçekleşmektedir (bknz. direnistanbul gibi).
Türkiye'de özellikle İstanbul merkezli olarak ortaya çıkan insiyatifler, şu an İstanbul sanat ortamında oldukça ses getiren eylemler, sergiler, toplantılar, söyleşiler gerçekleştirirken, bir yandan da güncel sanat alanında alternatif yaratıcı kanalları zorlamaktadırlar. Ülkemizde, İstanbul'da başlayan inisiyatif dalgası, İzmir ve Ankara gibi önemli kentleri de etkilemektedir.
Ankara’yı ele alırsak; bir ülkenin başkenti olma özelliğinin dışında, onu diğer başkentlerden ayıran farklı bir özelliği vardır: Ankara, aydınlanma hareketlerine de başkentlik yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk ve arkadaşları topyekün bir halk aydınlanmasının tohumlarını Ankara'da attılar ve dalga dalga, köy - kasaba demeden tüm ülkeye aydınlanmanın ışığını taşımaya çalıştılar.
Günümüzde böyle bir başkente yakışan, muhalif, tepki gösteren, alternatif sunan, yaratıcı olan, sınırları zorlayan bir genç dalga hareketinin varlığıdır. İşte uzun yıllardan beri eksikliği duyulan bu genç hareket, Ankara'nın son beş yılına damgasını vurmuştur.
Ankara'nın beş yıl öncesine kadar kültür ve sanat alanında bu denli hareketli bir gençlik dalgası ile sarsıldığını düşünmüyorum. Öncü hareketler tabii ki oldu (bknz. Hangar gibi)....
Peki şu an Ankara'da kimler mi var ? ‘Yaygara güncel sanat inisiyatifi’, ‘KÜF’, ‘Bu bir Kitschen Etkinliğidir’ ve ‘Kellekoltukta’, sayabileceğimiz başlıca inisiyatifler. Bu oluşumlar kendilerini inisiyatif olarak kabul etmiyor olabilirler ama, benim değerlendirme kriterlerim içerisinde birer inisiyatiftirler. Çünkü düzene çomak sokuyorlar ve akademik çevreler tarafından pek sevilmiyorlar !
Gelelim inisiyatiflerin neden bu kadar vurgulayıcı ve inatçı olduklarına: Çok basit !: kendilerini özgürce ve en samimi şekilde ifade etmek istiyorlar; kırmadan, dökmeden sadece bizlere göremediğimiz bir açıyı göstermek için.....
ve Kelle Koltukta!!
Kelle Koltukta'nın logosu
Bay Kelle, Kelle Koltukta’yı kurduğundan beri, ardı ardına pek çok inisiyatif, Ankara'nın durgun sularını bulandırmaya başladı (bu tarafıyla Kelle Koltukta’nın bir öncü olduğunu düşünüyorum). Üniversite yıllarında bir araya gelen dinamik gençlerden oluşan bu inisiyatifin dalgası, her geçen gün büyüdükçe büyüdü: “Festivallerin kapısını çaldı, ödüller aldı, IMDB'ye girdi: Danny Glover bile artık onları konuşuyor”
Adı üstünde: Kelle Koltukta.... tam da ülkemizin gerçekleri ile örtüşen ve bu kadar yakışan başka bir ad bulunamazdı sanırım... “Bilim adamlarından tutun da, en masum çocuklara kadar insanların maganda kurşunu ile öldüğü bu ülkede hepimiz kelle koltukta yaşamıyor muyuz?”
Genç dalga hareketinin temsilcisi ve öncüsü Kelle koltukta bu yüzden anlamlı ve önemli: Gençlerin yüreklendiricisi olduğu için, bize bir şey yapabilme heyecanını aşıladığı için, kelle koltukta da olsa inatçı olmayı öğrettiği için...
Teşekkürler Kelle Koltukta, Ankara'ya kattığın dinamizm için....
Ankara’lı yeni kuşak inisiyatiflerden bazıları (inisiyatifler hakkında detaylı bilgi için sözü onlara bırakalım) :