4 Nisan 2012 Çarşamba

//// Face'e düşenler - II

 Face'e düşmüş anonymous notları paylaşmaya devam... / Thank you for your understanding.....



18 Mart 2012 Pazar

//// çantadakiler...

// Çantada bulunmalı: "İhtiyaç halinde", derin bir nefes almak için;




"Things never are as bad as they seem so dream dream dream ... "











17 Şubat 2012 Cuma

//// Ankara'nın Yeni Oluşumları...

Ankara'nın son 5 yılına iyi bakmalıyız. 5 yıldır Ankara yoğun bir genç dalga hareketi ile karşı karşıya; üzerindeki ölü toprağını atıyor...


Akademisyenler, iş adamları hatta siyasiler ve kuşkusuz Ankara'lılar, bu genç hamlelere karşı sempati duymalı, destek vermeliler.


Bu oluşumlar kesinlikle suç işlemiyorlar. Onlar kentlerine sahip çıkıyor ve biraz olsun seslerini duyurmak istiyorlar. (KelleKoltukta, KÜF, Yaygara, Bubirkitschenetkinliğidir akla ilk gelenler.)


Ve işte Ankara'nın yeni oluşumları:


1. "Gerçek Kötüler" (Galeri Kara'da gerçekleştirdikleri sergi ile Ankara'nın durgun suyuna bir taş da onlar attı, çok da iyi oldu. Dinamik bir kadroya sahip olan Gerçek Kötüler çoktan takip listemize girdi...)


2. "Yumuşak G" (Merakla izliyoruz; sokakları etiketlediler, partiler düzenlediler...)


3. "Avareler" (onlara memur kenti Ankara'da yeni bir gerilla oluşumu diyebiliriz; cesaretleri ile kamusal alana sızıyor, müdahalelerde bulunuyorlar... İşaretlemeler yapıp, bizlere bir şeyler söylemek istiyor gibiler: Belli ki çığlık atmak istiyorlar. Düzene, sisteme, dayatılan yaşam tarzlarına karşı ÇIĞLIĞI duymak da herkese iyi geliyor... ) 


________________________________________________________________



24 Ocak 2012 Salı

//// SESSİZLİK....

Bugün 24 Ocak 2012. Tam 19 sene önce bugün Uğur Mumcu aramızdan ayrıldı....

Cumhuriyet gazetesi hariç, diğer tüm büyük medya kuruluşlarına ait gazetelerde ise, en ufak bir anma haberi yok. Sessizliklerini korumaya devam ediyorlar.

Atatürk Cumhuriyet'ine ve değerlerine SANSÜR uygulanıyor....


24 Ocak tarihli saat 11:11 itibari ile linkler:


10 Ocak 2012 Salı

//// KELLE KOLTUKTA, Bir Ankara'lı inisiyatif aynı zamanda Kreatif

Ankara'nın, kültür sanat alanındaki son 5 yılını çok değerli buluyorum. Gençlerin sahip çıktığı bir Ankara sonunda hayal değil. Bizim de artık inisiyatiflerimiz var !

Peki nedir bu inisiyatif olayı ? Kimlerden oluşur ?

Güzel Sanatlar Fakültelerinin Resim - Heykel bölümlerinde okutulan ve Norbert Lynton’ın yazdığı meşhur "Modern Sanatın Öyküsü" adlı kitapta, 20. yy. sanatının en radikal örneklerine göz gezdirirken fark ettiğim ve çok radikal bulduğum olaylardan biri, DIE BRUCKE (köprü)’dür. Die Brucke, 1905'te Dresden'de, ressam Ernst Ludwig Kirchner ve arkadaşları tarafından ortak bir amaç altında toplanılarak kurulmuştur. Bildiğim kadarıyla bir amaç, dert, tasa uğruna bir araya gelinen, ortak değerler üzerinden iş üreten ve bunu bir başlık altında toplayan ilk sanat grubudur (inisiyatiflerin tohumu). Bu grubun karşı çıktığı ve altını çizmeye çalıştığı değerler, modern sanat açısından son derece önemli hamleler olarak görülmektedir. Die Brucke'in önemi, sanat yapıtının yüceliğine, asilliğine karşı ilkel bir anlayışla, daha çok yaşamla ilintili yeni plastik değerler önermesi ve sanat yapıtını sorgulamasının ötesinde, zamanın gençlerini nasıl tetiklediği ve bir araya getirdiği gerçeğini vurgulamasındadır. Kitapta, Kirchner'in gençleri motive edecek, yaratıcı arzularını tetikleyecek bir bildiriyi de kaleme aldığını görürüz:

Kirchner, "ilerlemeye, sezgili ve yaratıcı bir yeni kuşağa inandığımız için, bütün gençleri birleşmeye çağırıyoruz. Geleceğin kurucusu olan biz gençler, eski yerleşmiş güçlere karşı yaşama ve çalışma özgürlüğü istiyoruz. Doğrudan doğruya ve ikiyüzlülüğe kapılmadan içindeki yaratma gücünü duyan herkes aramıza katılabilir." (Modern Sanatın Öyküsü, Lynton, 35)

Die Brücke Manifestosu, Tahta kalıp, 1906

Demek ki "inisiyatif”; Kirchner ve arkadaşları gibi, ortak bir manifesto - dert - tasa altında, bir başlıkta toplanan grupları temsil etmekte ve daha çok kalıbına sığmayan, kendini ifade etmek isteyen ve işi anarşi ile değil, sanatla yapmaya çalışan gençlerden oluşmaktadır.

İnisiyatiflerin tarihi, bu yazıda anlatmak istediğim ve tam olarak da hakim olduğum bir konu değil. Ancak derdimi özelleştirirken, bu inisiyatif olgusunun bizim coğrafyamızdaki ve günümüzdeki konumunu da deneyimlerimle paylaşmak istiyorum: Günümüzde inisiyatifler, özellikle iktidarların ve sosyo-ekonomik, traji-demokratik sistemlerin bizlere dayattığı yaşam tarzında bir haykırış, çığlık olarak algılanmalıdır: Bazen bu çığlık feminizm ve kadın hakları alanında (bknz. Guerrilla Girls'de olduğu gibi) kendini göstermekte, bazen de aynı İstanbul'da olduğu gibi sanat piyasasını, vaaz edilen sanat yasalarını yerinden etmek, eleştirmek üzere gerçekleştirilen bir takım eylemlerle gerçekleşmektedir (bknz. direnistanbul gibi).

Türkiye'de özellikle İstanbul merkezli olarak ortaya çıkan insiyatifler, şu an İstanbul sanat ortamında oldukça ses getiren eylemler, sergiler, toplantılar, söyleşiler gerçekleştirirken, bir yandan da güncel sanat alanında alternatif yaratıcı kanalları zorlamaktadırlar. Ülkemizde, İstanbul'da başlayan inisiyatif dalgası, İzmir ve Ankara gibi önemli kentleri de etkilemektedir.

Ankara’yı ele alırsak; bir ülkenin başkenti olma özelliğinin dışında, onu diğer başkentlerden ayıran farklı bir özelliği vardır: Ankara, aydınlanma hareketlerine de başkentlik yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk ve arkadaşları topyekün bir halk aydınlanmasının tohumlarını Ankara'da attılar ve dalga dalga, köy - kasaba demeden tüm ülkeye aydınlanmanın ışığını taşımaya çalıştılar.

Günümüzde böyle bir başkente yakışan, muhalif, tepki gösteren, alternatif sunan, yaratıcı olan, sınırları zorlayan bir genç dalga hareketinin varlığıdır. İşte uzun yıllardan beri eksikliği duyulan bu genç hareket, Ankara'nın son beş yılına damgasını vurmuştur.

Ankara'nın beş yıl öncesine kadar kültür ve sanat alanında bu denli hareketli bir gençlik dalgası ile sarsıldığını düşünmüyorum. Öncü hareketler tabii ki oldu (bknz. Hangar gibi)....

Peki şu an Ankara'da kimler mi var ? ‘Yaygara güncel sanat inisiyatifi’, ‘KÜF’, ‘Bu bir Kitschen Etkinliğidir’ ve ‘Kellekoltukta’, sayabileceğimiz başlıca inisiyatifler. Bu oluşumlar kendilerini inisiyatif olarak kabul etmiyor olabilirler ama, benim değerlendirme kriterlerim içerisinde birer inisiyatiftirler. Çünkü düzene çomak sokuyorlar ve akademik çevreler tarafından pek sevilmiyorlar !

Gelelim inisiyatiflerin neden bu kadar vurgulayıcı ve inatçı olduklarına: Çok basit !: kendilerini özgürce ve en samimi şekilde ifade etmek istiyorlar; kırmadan, dökmeden sadece bizlere göremediğimiz bir açıyı göstermek için.....

ve Kelle Koltukta!!

Kelle Koltukta'nın logosu

Bay Kelle, Kelle Koltukta’yı kurduğundan beri, ardı ardına pek çok inisiyatif, Ankara'nın durgun sularını bulandırmaya başladı (bu tarafıyla Kelle Koltukta’nın bir öncü olduğunu düşünüyorum). Üniversite yıllarında bir araya gelen dinamik gençlerden oluşan bu inisiyatifin dalgası, her geçen gün büyüdükçe büyüdü: “Festivallerin kapısını çaldı, ödüller aldı, IMDB'ye girdi: Danny Glover bile artık onları konuşuyor”

Adı üstünde: Kelle Koltukta.... tam da ülkemizin gerçekleri ile örtüşen ve bu kadar yakışan başka bir ad bulunamazdı sanırım... “Bilim adamlarından tutun da, en masum çocuklara kadar insanların maganda kurşunu ile öldüğü bu ülkede hepimiz kelle koltukta yaşamıyor muyuz?”

Genç dalga hareketinin temsilcisi ve öncüsü Kelle koltukta bu yüzden anlamlı ve önemli: Gençlerin yüreklendiricisi olduğu için, bize bir şey yapabilme heyecanını aşıladığı için, kelle koltukta da olsa inatçı olmayı öğrettiği için...

Teşekkürler Kelle Koltukta, Ankara'ya kattığın dinamizm için....

Ankara’lı yeni kuşak inisiyatiflerden bazıları (inisiyatifler hakkında detaylı bilgi için sözü onlara bırakalım) :

* Kelle Koltukta

* KÜF

* Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi

* Bu Bir Kitschen Etkinliğidir !

24 Aralık 2011 Cumartesi

//// MUTLU YILLAR !!

Dünyanın kötüye gittiğine inanmamızı isteyen birileri var. Ve birileri buna bize inandıracak çok fazla delil sunuyorlar...


2011'in özgürlüklerin önündeki her tür engelin kalktığı, yaratıcı fikirlerle, buluşlarla dolu bir yıl olmasını dilemiştik. Fakat 2011 gerek dünya siyasetinde, gerekse de gündelik hayatlarımızda pek çok anti-demokratik olaya tanıklık etti….


2011 afetlerin, savaşların, terörün, acı kayıpların, krizlerin yılı oldu… ve her yıl gibi 2011'de her alanda insanlığın kötüye gidişinin körüklendiği bir yıl olarak tarihteki yerini aldı….


Şimdi önümüzde yeni bir yıl var. Evet 2012'ye çok az kaldı !….


Maya takvimine göre 2012 çok şey ifade ediyor --- herkes bu durumu kendine göre yorumluyor: Kimilerine göre dünyanın sonu, kimilerine göre doğal felaketlerin yılı, kimilerine göre ise, ekonomik buhran yılı.


Ne olduğunu şimdiden kestirmek güç. Biz, sadece yaşayacağız ve göreceğiz……


Ama bizler, ezberi bozacak bir umutla yeni yılı karşılıyoruz. Kim bilir belki de Maya'ları tekrar okumalıyız. Bırakalım ezber bozulsun, şimdiden bizi kötü senaryolara hazırlayanlar, kendi kazdıkları kuyuya düşsün --- 2012 hepimizin yılı olsun !


HERKESE MUTLU YILLAR !!!