6 Mart 2015 Cuma

DADA - Mutfak Bıçağıyla Kes ! Kuad Galeri'ye Bekliyoruz !

CUT WITH THE DADA KITCHEN KNIFE…

kuad_DADA_e-davetiye_eng
“CUT WITH THE DADA KITCHEN KNIFE…”
Exhibition for 100th Year of DADA

18 March – 2 May 2015

With the participation of:
Esra Carus; Ahmet Vehbi Doğramacı; Fırat Engin; Özge Enginöz; Erol Eskici; Eda Gecikmez; Murat Gök ; Şakir Gökçebağ Hakan Gürsoytrak; Naci Güneş Güven; Yahya M.Madra; Meltem Sırtıkara;
Esin Turan and Eric Andersen; Canan Beykal
 The exhibition is presented with a reference to the title “Cut with the Kitchen Knife through the Beer-Belly of the Weimar Republic”1919 by Hannah Höch, who is the most famous female artist of Dadaist art movement. This collage was critiquing the Weimar administration.
Dada movement can be considered as the basic background of today’s contemporary art’s concepts and aesthetics. The Dadaist art movement was an interdisciplinary interaction and a collaboration tool, for all the artists and the intellectuals of the 1st WW era. We actually need to underline the fact that, it was an anti-war movement, between 1915-1923. Especially containing statements, which are against the public’s traditional understanding of war, which sanctifies war or perceiving it as inevitable. Because of these, produced with different content, shape and aesthetics, Dada as a movement, still continues to try answering the war status.
 Dada, appeared in the middle of the war in 1916 and was seen as a comprehensive manifest for the European spirit. Without having any certain answers, it was somehow satisfying for the people who were at the edge of Modernism, with all the pre-war questioning of the value of human being, both as an individual and social. The war, afterwards, left an emptiness, even wiping away all those satisfactions. Dada, aspired to also erase the left-over utopias, as if wanting to convulse all the social, ethical and aesthetical values. The most important example of these, was to convert art from being a national culture component, into a metropolis phenomenon, based on industrial society’s experimentalism.
Collages, Assembles, Paintings with mixed materials, Typographic Installations, Photomontages; Mechano-Dada, Meta-Machines, Mechanic Mannequins, Happenings (Performances) in Public Spaces.
Dada, supporting an open view to all forms of art, we can see all sorts of productions in literature, music, painting, sculpture, performance, dancing and rhetoric. In short; it is interdisciplinary in today’s saying. Randomness is an important element in Dada. It is distinctive in writing, music and painting productions. Dada is also based on documenting. Magazines, posters, brochures, catalogues, flyers, letters, postcards, notes and drafts are the inventions and ways of spreading in Dada. As it is today, Dada was the expression of the modern city’s energy and dynamism, using art. It was centered in Zurich, Berlin, Paris, New York, Hannover, Köln and Amsterdam. We witness all these characters in contemporary art. Dada, was at its peak in 1920 at the Dada Fair in Berlin and historically ended in 1923; hence it’s implications, constitutes the building blocks and the base of the contemporary art.
 In the period of 2013-2014, Kuad Gallery organized an exhibition celebrating the 100th birthday of John Cage and later “Unhappy Ready-Made” which was an allusion to the 100th year of Marcel Duchamp’s statement of “Ready-Made”. Consequently, with this exhibition, Kuad Gallery continues its presentations in reference to the 20th century art movements.

Beral Madra

17 Şubat 2015 Salı

"Neo - Neon" … Bekliyoruz ...



NEO-NEON

19 Şubat - 19 Nisan 2015

Zafer Akşit
M. Sefa Çakır (Acil Sanat)
Tuğçe Çubukçuoğlu
Fırat Engin
Şifa Girinci
Ardan Özmenoğlu
Ali Emir Tapan
Anıl Taşezen (Ayna)
Mehmet Ali Uysal
Saliha Yılmaz

Plato Sanat, 19 Şubat - 19 Nisan 2015 tarihleri arasında Neo–Neonsergisine ev sahipliği yapıyor.

Sergi, günümüz sanatçılarının neon'u çağdaş sanatta nasıl yorumladıklarına dair bir öngörü sunmaktadır. 20.yy'ın başından beri neon ışıkları, gecelerimizi aydınlatıp karanlıkta dikkatimizi çekiyorlar. Özellikle Amerikan mega şehirlerinde ticari reklam ve iletişim amaçlı kullanılan neonlar, gece hayatı, modern tüketim ve batı şehirciliğinin hızlı ritmini temsil eden semboller oldular. 1980'lerde ise neon, başka teknolojiler ve tekniklerle kullanılmaya başlandı. Bugün şehir matrislerinden neredeyse tamamen silinmiş olan neon adeta çağdışı ve melankolik bir karaktere bürünmüş durumda. 20.yy'ın güçlü ve modern metropol simgeleri iken bugün adeta kendi tarihine referans verir durumda. Çağdaş sanat disiplini içinde ise halen popülerliğini koruyan bir iletişim aracı.

Plato Sanat’taki serginin mekansal tasarımı, alternatif bir küratöryel model olarak bu kez ‘beyaz kübü’ ‘siyah’a dönüştüren bir öneri sunmaktadır. Sergi, geceyi andıran karanlık ve labirentimsi mekan içinde dolaşırken izleyicinin, parlak neon ışıklarıyla aydınlatılmış bu şaşırtıcı ve güzel eserleri keşfetmesini hedeflemektedir.

Küratör: Marcus Graf


www.platosanat.org.tr
info@plato.edu.tr
+90 212 621 1247


3 Şubat 2015 Salı

FABL - Güncel Öğretiler // Bekliyoruz...

 
Açılış: 19 Şubat 2015, Saat: 18.30
GÜNCEL ÖĞRETİLER
19.02.2015 / 28.03.2015
www.artesanat.org 

Ankara’da yeni bir Güncel Sanat Mekanı olma iddiasıyla yola çıkan ARTE Sanat’ta 19.02.2015 /
28.03.2015 tarihleri arasında “FABL /Güncel Öğretiler” başlıklı bir sergi gerçekleştirilecektir. 

Küratörlüğünü Ayşe Sibel Gedik ve Şevket Arık’ın yaptığı, konusu hayvansı temalarla insani özellikleri
anlatmak olan sergide, bu alanda farklı disiplerde çalışmaları olan 23 sanatçının eserleri
sergilenecektir.
 
“FABL “Güncel Öğretiler”
Yaban hayatta; korkarak, ardımıza baka baka kaçarak kurduğumuz bu medeni dünyaya o kadar hızlı
koştuk ki, artık bu koşu anlam değiştirdi ve dünyaya meydan okumaya kadar geldi. Sonra bir şeyleri
anlamak için durduk ve mizacımızı belirleyen her şeyi tarihin derinliklerine gömdüğümüzü fark ettik. Mitolojilerimizde, masallarımızda, efsanelerimizde, fantastik dünyamızda var olan bütün karakterlerin, içimizdeki hayvansı alemin bir parçası olduğunu anladık. Kendimizi hep hayvanlarla kıyasladık. Doğanın karakterini bizim şekillendirdiğimizi düşünürken aslında onunda bizi şekillendirdiğini anladık. Artık doğayı anlamakiçin daha fazla sebebimiz var. Çünkü doğadan kopuş sürecinde öyle bir noktaya geldik ki, mizacımızın ne olduğunu bile belirleyememekteyiz. Aslında bir nevi ödünç vererek, hayvan karakterlerine dönüştürdüğümüz mizacımızı, tekrar kendimizi anlamak için karşımıza koymak durumundayız. 

Fabl ya da “öykünce” sonunda ders verme amacı güden, güldüren, düşündüren ve genellikle manzum öykülerdir. Genellikle hayvanların ve bitkilerin konuşmasıdır. Fablların kahramanları genellikle hayvanlardır. Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır. Hayvanlar, insanlarda hangi özellik varsa onlara sahiptiler. "Fabl" sözcüğünün kökeni Latince "hikaye" manasına gelen "fabıla"dır. Fakat bu sözcük zamanla bir ahlak ilkesi veya davranış kuralını anlatan kısa sembolik (simgesel) bir hikaye türünün adı olmuştur*. “FABL “Güncel Öğretiler”; konusu hayvansı temalarla insani özellikleri anlatmak olan, modern zamanların değerlerini, günümüz insanının kaygılarını ve kişiliğini ortaya koyan, modern mitolojiler anlatan bir yaklaşım arar. Doğadan kopuşun sınırlarında, kimliklerin yeniden belirlendiği koşulları sorgular. Günümüz insanının korkularına temel olan otoriter yaklaşımlara karşı mücadele alnını belirlemede, doğanın engin karakterini bir alternatif olarak önerir. Yaşadığı çağın gidişatında sorumluluk sahibi ve zorunlu kahramanı olan sanatçının kıssadan hissesi tanımlar. Bu noktada kendine tezat her türlü değerin karşısında ibretlik bir duruş gösterme cesareti ve çağının yaşam biçimini sorgulayan, günümüz insanına güncel dilde masallar anlatan bir tavrın arayışı sergilenecektir. 
Şevket ARIK 

Küratörler: Ayşe Sibel KEDİK - Şevket ARIK 

Sanatçılar 
Alper Güzelsoy
Cevdet Sarı
Hüseyin Arıcı
Özgür Ballı
Arzu Eş
Evrim Kavcar
Fırat Engin
İbrahim Koç
Sevgi Usta
Atilla Galip Pınar 
İlke Kutlay
Şevket Arık
Ayşe Sibel Kedik
Gönül Nuhoğlu Manbor
Tan Taşpolatoğlu
Beyza Boynudelik 
Mustafa Kula
Yiğit Altıparmakoğulları
Birsen Giderer
Horasan
Gökçen Dilek Acay
Necla Rüzgar 
 
www.artesanat.org 

19.02.2015 / 28.03.2015
Açılış: 19 Şubat 2015, Saat: 18.30 
GÜNCEL ÖĞRETİLER 

İLETİŞİM: 
ARTE Sanat 

Davut KANMAZ (Koordinatör) : 0 533 620 98 54
Duygu AYDIN : 0 312 241 04 44 
 
Mutlukent Mah. 1920. Cad. No:59 Çayyolu - Ankara 

21 Ocak 2015 Çarşamba

8 Ekim 2014 Çarşamba

Mardin Bienali "Erteleme" Duyurusu ...


“Mitolojiler” konseptli 3. Mardin Bienali’ni coğrafyamızdaki halkların yaşadığı acılar nedeniyle ileri bir tarihe erteliyoruz. Sanat susmaz, susmayacak ancak vakit çocuk çığlıklarını duymanın vaktidir.
Bizler 3. Uluslararası Mardin Bienali Ekibi olarak, Mezopotamya ve Anadolu arasında önemli bir kesişim ve etkileşim alanı olan Mardin’de, “Mitolojiler” konseptiyle, iki uygarlığın ortak belleğini antik çağlarda olduğu gibi dünyanın her köşesiyle harmanlayıp, yeni sentez işlerle yaşadığımız bin yılın sorumluluğunu yerine getirip, o şehirlerin, o ülkelerin sınırlarını aşan akıl almaz renk ve zenginlikteki kültür denizine kendimizce birkaç damla katmak istemiştik. Bunu yapmaya çalıştığımız dönemde, Mezopotamya’nın içinde bulunduğu süreç oldukça manidardı. Son derece ciddi gelişmelerin yaşandığı bu süreçte, sadece belirli coğrafyaların yeniden haritalandırılmasına değil, halkların geleceklerini belirleyecek bir döneme şahit olmaktaydık. Bunun için Kobanê kuşatmasına ya da Êzidîlere yapılan saldırılara, Êzidî halkının karşı karşıya geldiklerine bakmak yeterli.
Biliyorduk; birileri Mezopotamya ovasını kan deryasına boyarken, birileri Babil Kulesini inşa ediyordu; birileri insanları, evlerini ve düşlerini talan ederken, birileri de yazıyı icat ediyor ve büyük tapınakların duvarlarına mitolojileri resmediyordu. Karanlık ne kadar barbarca ve zulümle gelirse gelsin, ışık her zaman ‘’bu topraklarda’’ vardı ve kendini korkusuzca karanlığın önüne attı. Aydınlığın kendini ilk var ettiği alan da hep sanat oldu. Umudun bitti dendiği yerde ışık sanatla var oluyordu. Biz Uluslararası Mardin Bienali, “Mitolojiler” ile bunun en doğru zaman olduğunu düşündük. Karanlığın en barbarca kendini dayattığı bu günlerde sanat ile bir çığlık, bir mum yakmak istedik, Mezopotamya’nın Kuzeyinden veya Anadolunun Güneydoğusundan… Çığlığımız “ışık var” demek, çığlığımız “mitolojiler yaşıyor” demek, çığlığımız “yarın birlikte daha güzel olabilir” demek ve çığlığımız “sanat ile daha güçlü, daha güzel olabilir” demekti.
Lakin çığlığımız korkusuzca kendini bu ana kadar getirirken bizim sesimizden, bizim çığlığımızdan daha büyük bir ses duymaya başladık. Bu çığlığın adı Kobanê, bu çığlığın adı Şengal… Bu çığlığın adı vicdanın barbarlık karşısındaki duruşu. Bu çığlık, bu topraklarda yaşayan herkesin yüreğinde kanayan yara. Korkmuyoruz, inanıyoruz ve umutluyuz.
17 Ekim-17 Kasım tarihleri arasında yapmayı planladığımız 3.Mardin Bienalini yanı başımızda vuku bulan acıların görülmesi ve duyulması için erteliyoruz. Sanatçılarımızın ve Mardin halkının desteği hep bizimle oldu ve olmaya devam edecek. Çok yakın bir gelecekte çocukların değil sanatın çığlığıyla bir arada olacağız…
Mardin Sinema Derneği
Döne Otyam, Ferhat Özgür, Fırat Arapoğlu, Mehmet Baran, Sait Tunç, Mesut Alp, Fikret Atay, Hakan Irmak, Ferhat Satıcı, Hülya Özdemir, Claudia Segura Campins,Canan Budak, Can Bulgu