29 Kasım 2011 Salı

Neden BLOGLANDIM şimdi iyice ANLADIM !

15 Eylül 2010 Çarşamba günü "Bloglandım" başlıklı yazım ile blogspot serüvenim başladı. Aradan bir yıldan fazla süre geçti: Önceleri kendime, hayata dair ufak notlar tutarak başladığım blog yazılarım, sonraları daha büyük bir heyecanla ve istekle karaladığım yazılar haline geldi. Ve bu yazılarımdan biri bugün elime geçen "rh+ artmagazine"in son sayısında yer aldı...

Blog yazmak aslında bir tür günlük tutmak gibi; kendini ifade edebilmenin harika bir yolu !
Yazdıkça özgür olduğunu hissetmek gibisi yok...

Tüm okurlara teşekkürler...


- blogger olmam konusunda ısrarcı olan Ekin Kılıç'a ayrı teşekkürler...

Sevgiler...

19 Kasım 2011 Cumartesi

ben niye Noel babadan hediye alamıyorum ?

Aralık ayına girmek üzereyiz. Bana göre yılın en güzel ayı Aralık !
Neden mi ?
Çünkü Aralık bir sondur, koca bir yılın son ayı; bir demlenme dönemi, yeni bir başlangıç yapabilmenin ön evresidir.
Küçüklüğümden beri ne zaman Aralık ayı olsa, Tunalı Hilmi caddesinin yeni yıl süsleri ile kaplı manzarası hep bana tinsel bir enerji yüklemiştir. Zaman zaman yağan karda ve soğuk havada ısındığını hisseder insan rengarenk ışıkların altında...
Kim yeni bir yılın getirdiği heyecanın umut dolu hayallerini reddedebilir ki. Bizler tarih boyunca anlam yükleme yetimizle hayatı daha yaşanır bir hale getirmedik mi ?
Bazen karanlıkta bizim evin karşısında duran binaların ışıklarına bazen de köşe bucakta duran bir ağaca vuran sokak lambasının ışığına gözüm takılır... Küçücük nedenlerin büyük hayaller kurmak için fazlasıyla yeterli olduğunu düşünüyorum...
Ve müzik ! herkes müzik ile içsel bir yolculuğa çıkmaz mı ?... Kışın soğuk ve karlı havalarda sabahın sakinliği ve sessizliğine karışan bir jazz ile güne başlamak müthiş bir duygu !... özellikle de sabaha karışan jazz sizi bulduysa.
Ülkemizde insanın anlamlandırma gücü batılı ülkelere göre biraz kısıtlı: hiç anlamadığım bir şekilde anlamlandırmadan yoksun bir ülkeyiz... Efsanelerimiz, hikayelerimiz ritüelleşip gelenek haline gelemiyor. Acaba yılın bazı günleri tüm ülkede pastalar, kekler o güne özel bir takım yemekler hazırlayarak kutlasak kötü mü olur? Kandilleri bu yüzden çok severim ! Bunu çeşitlendiremez miyiz ? Özellikle de konu yeni yılı karşılamak olduğu zaman tüm aile fertleri ile bir arada yemek yesek, hediyeler alsak versek, ağaçlarımızı evlerimizi süslesek din düşmanı mı sayılırız gerçekten ? Ya da gavur damgası mı yeriz.
Anlamadığım insanlığın bir birinden güzel değerlerini bir takım ön yargılar ve düşmanlıklar yüzünden paylaşamıyor olmaları. Yılbaşını başkalarına mı mal edeceğiz ?... Benim Noel babadan hediye alma hakkım neden elimden alınsın ki ? ne'si kötü bunun ?
Bu yazıyı yazmamın nedeni; hem benim için yılın en güzel ayına ithafen bir şeyler karalamak, hem de eski heyecanların azaldığını gördüğüm için bir eleştiride bulunmak.
Bir kültürel değeri empoze etmeye çalışıyor gibi gözükmek istemem: Küreselleşen ve homojenleşen bir dünyada farklılıkların yok olmasını ya da egemen bir kültürün diğer kültürler üzerine istilasını meşru göstermek ve bu duruma yeşil ışık yakmak gibi bir niyetim de yok ! Başta benim gibi ulus-devlet inancı taşıyan biri için çok çelişkili olur bu durum. Ama inançların da fanatikleştirilmemesi ve önyargılardan arındırılması gerektiği düşüncesindeyim. Bilinç süzgecinden geçerek atılan her adımın bizi biraz daha ilerleteceğine inancım ise tam! Bu açıdan bakınca; farklılıkları ve çeşitlilikleri hep birlikte birarada masumca yaşamak hepimizin hakkı !...
Evet Aralık geliyor; şimdiden sabırsızlanıyorum: Rengarenk ışıl ışıl sokaklarda yürümek için, sevdiklerime hediye almak için, soğuk havada yürümekten yorulup bir kahve molası vermek için, insanın içindeki telleri titreten enerji dolu, mutluluk dolu Max fm'in Aralık ayı özel yayınlarını dinlemek için, çocukluk anılarımla zenginleştirmek istediğim hayata anlam katabilmek için, sabaha karışan "Jazz'ın" beni bulması için ...