5 Eylül 2011 Pazartesi

ah bu biz- bir Rocky antolojisi

Türkiye'de 80 kuşağı, Amerikan sinemasının görsel taarruzuna maruz kalmış ve kültürel olarak bu durumdan çok etkilenmiş ve esinlenmiştir (Ben de onlardan biriyim). 80 ve sonrası doğumlu birine; Starwars, Indiana Jones, Cehennem Silahı, Rambo, Grease (çoğaltılabilir) vb. herhangi bir filmi izleyip izlemediğini soracak olursanız: yanıtı hiç şüphesiz; "evet izledim - hatta şu sahnede, şu karakter diye..." olacaktır.

Kocaman adamlar olduğumuz bu yıllarda, duruşumuzda, hayatı algılayışımızda çocukluğumuzdan gelen sinemanın yarattığı kültürel dip dalgalarının etkileyici olduğu kesin.

Dün gece kült sinemanın önemli eserlerinden birinin devam filmi olan Rocky 6'yı izledim... O eski çocuk değilim ama beni geçmişe götürmeye yetti:

Ben ilkokuldayken, Rocky'nin soğuk buz odalarında yaptığı antremanlar, hırsı ve azmiyle ağır siklet boks şampiyonu Apollo'nun karşısına çıktığı maç nasıl unutulur! (dip not: ilk Rocky oskar ödüllüdür)

Ortaokul dönemimizde ise, Rocky'nin Apollo ile yaptığı diğer maç ve o unutulmaz aşkı Adrian ile olan kuvvetli, özel ilişkileri hala hafızalardan silinmez (bir yandan Amerikan sokakları, parkları bizlerin görsel algısından silinmeyecek fonlar olmuştur.)

Lise'ye geldiğimizde ise, Rocky'nin MR. T ile olan ünvan maçı ve öncesi yaşlı hocası ile olan o unutulmaz diyalogları kulaklarımızdan çıkmaz... (Maç öncesi çıkan arbedede yaşlı ustası T'nin kazara darbesi sonucu ölmüştür.)

Üniversite yıllarımızda: ( Rocky 4) artık Rocky dünya boks şampiyonudur. Bu filmde, Rocky'nin en iyi arkadaşı Apollo'nun Rus Ivan Drago ile yaptığı maç sırasında aldığı öldürücü darbeyi hepimiz hissetmişizdir - sonrasında ise, Amerikan rüyası - Rus devrimi ile karşı karşıyadır artık.... filmin unutulmaz finalinde, Rocky Rusya'da yumruklarıyla salt Ivan Drago'yu nakavt edip arkadaşının öcünü almakla kalmamış aynı zamanda Amerikan rüyası - Rus Devrimini de nakavt etmiştir, yumrukların sustuğu yerde; "ben değişebiliyorsam, sizde değişebilirsiniz, herkes değişebilir" diye seslenmişti Rocky... (Kült Amerikan Sinemaları, kültürel propaganda araçlarıydı bu filmlerde ve hala öyle...)

ve Yüksek lisans yılları - Rocky 5: Eski şampiyon, bir devrime meydan okuyan Rocky, Kapitalist ekonominin kurbanı olur ve tüm kazanımlarını kaybeder; deyim yerindeyse 5 parasız kalır: artık umutsuz bu adamın tek ışığı, yetiştireceği öğrencisi olur ama sistemin girdabına kapılan bu öğrenci, Balboa'yı bir kenara atar ve hatta bununla kalmaz o unutulmaz finaldeki sokak dövüşü sahnesinde Rocky'ye meydan okur. Rocky bu final dövüşünde sadece öğrencisini devirmekle kalmamış; nankörlüğü, sisteme satılmış bir karakter yapısını da yere sermiştir...

ve Doktora yıllarım: çok yaşlanmış olan Rocky son kez ringe çıkar, amacı sağlığı yerindeyken boksa olan özlemini giderebilmektir. Ancak bu özlem; kendisini yeni ile eski - klasik ile çağdaş olanın karşı karşıya gelmesini beraberinde getirir. Rakip, Sinatra ile ringe çıkan Rocky'nin karşısında, genç dinamik R&B müzikle ringe çıkan ve daha çok bir rap sanatçısını andıran bir dünya boks şampiyonudur....

Dramatik bir final: Rocky maçı kaybeder ama onuru ve inancı kaybetmemiştir....
Her nedense beni ilkokulda izlediğim kadar etkiledi bu "son" finalde !.... hem aynı heyecanı duymak beni mutlu etti, hem de bilmiyorum belki çok karşılaştığımız bu geleneksel muhafazakar yapı ile olan karşılaşmada biraz ucundan kendimi buldum....

ve son söz:
orjinal dili ile Bilbao'ya kulak kabartmalı:

oğluna:

The world ain't all sunshine and rainbows. It's a very mean and nasty place and I don't care how tough you are it will beat you to your knees and keep you there permanently if you let it. You, me, or nobody is gonna hit as hard as life. But it ain't about how hard ya hit. It's about how hard you can get it and keep moving forward. How much you can take and keep moving forward. That's how winning is done!

bir ömür Rocky ile geçmiş - iyi geceler....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder